Videonun ''Altyazılar'' simgesini açarak İngilizce seslendirmenin Türkçe çeviri altyazısını okuyabilirsiniz.
00:00 00:34 Giriş
00:35 03:12 İstanbul 1930
03:13 03:59 Bursa 1930
03:59 13:48 Anadolu Türkmen Yörükleri
1938 yılında, ABD'li ekibin filme aldığı göçebe Türkmen yörüklerin yaşantılarından bir kesit sunuyoruz. Ayrıca ekibin, 1938 yılında kaydettiği filmde, Türkmen Düğünü görüntüleri ile Anadolu yollarında kaşılaştıkları zorlukları da izleyebiliyoruz.
Yörük, Anadolu’ya gelip yurt tutan göçebe Oğuz Boylarını (Türkmenleri) İfade eden bir kelimedir. Bazı araştırmacılar “Yörük” yerine “Yürük” kelimesini kullanmışlardır. Buna neden olarak da ''Yörüğün'' yürümek fiilinden türediğini iddia etmişlerdir.
Bu görüşü kabul etmeyenler ise, ''yörük'' kelimesinin aslının “Yüğrük” olduğunu, bu tabirin sıfat halinde ileri, medeni, bilgili, cins ve saf anlamlarına geldiği gibi halk arasında kabiliyetli, dirayetli, cesur anlamlarına da geldiğini kaydetmişlerdir.
Dinar Türkmenlerinde, düğünde kullanılan odunu kesmek için gençlerin dağa gittiği, odunu ilk getiren gence çeşitli hediyeler verildiği ve bu oduna “Yüğrük Odunu” dendiği belirtilmiştir. Bu örnekten “Yüğrük” kelimesinin kabiliyetli, atak, iyi koşan anlamlarına geldiği anlaşılmaktadır.
Tarihteki Yörüklerin bazı fonksiyonları sayacak olursak, savaşlarda ordunun her türlü ağırlıklarının taşınması, ordunun yiyeceklerini, ağır silahlarını, nakletme görevini üstlenmişlerdir. Orduda yardımcı kuvvet olarak vazife alan Yörükler yaya teşkilatının kurulmasıyla daha sistemli bir görev yapmaya başlamışlardır.
Kanuni’den itibaren imar, muhafaza, su hizmetinde, kale tamiri, şehir korumaları, gemi yapımı, köprü yapımı ve koruması, maden çıkarması ve taşıması, kasaplık, şehirlerin et ihtiyacının karşılanması (Ulus aşireti İstanbul’un et ihtiyacını karşılamıştır), ada koruması, derbendlerde ve ana geçitlerde yol emniyetini sağlama gibi görevler üstlenmişlerdir.
Yörük törelerine göre kız istemeğe yörük beyleri giderler. Evlenme görücü usulüyle olur. Aile reisinin verip vermemesiyle sonuca bağlanır. Anadolu’da ve kırsal kesimde evlilik önemli olaydır. Yörüklere kız onyedisinde, erkek yirmiikisinde evlendirilmelidir.
Kız isteme, oğlanın askerden gelmesiyle yerine getirilmesi gereken bir borç olarak nitelenir. Oğlanın yakınları beğendikleri kıza bir akranını göndererek gönlü olup olmadığını araştırırlar. Olumlu bir haber alırlarsa büyükler devreye girerler. Oğlan evinden seçilen uygun kişiler kızın evine giderler.
Çarşamba günü davetli olanlardan davetliler düğüne gelir. Düğüne davetli olanların kısır keçi getirmeleri adettir. Fakat düğünde hediye getirmek şart değildir. Düğün çeşitli eğlencelerle devam ederken aynı günün akşamında gelinin kınası yakılır.
Kına gecesinde çeşitli eğlenceler yapılır. Kadınlar ve erkekler birlikte eğlenebilir. Türküler söylenir. Perşembe günü öğlene doğru kız kınalı ve duvaklı olarak çadırdan çıkar. Ata biner, kendisine güvey tarafından seçilmiş iki yenge eşlik eder. Gelin evden ayrılırken yanık türküler söylenir.
Gelinci geldiğinde, gelininin başına fes takılır, yeşil, kırmızı, sarı, kara yaşmak bağlanır. Bunların üzerine tavuk tüyü takılır, alnına da ayna bağlanır.
Gelinin atının kulaklarına mendil, alnına ise ayna bağlanır. Gelen gelinci atına heybe veya yular bağlanır. Terkibağı yapılıp dağıtır. Kızın evine gelmeden önce bir oğlana kız kıyafeti giydirilerek gelinin atına bindirilir.
Cirit atarak kız evine gelirler. Kız evinde kız ata bindikten sonra kızın elindeki gümüş yüzüğü isterler. Bu yüzüğü damada götüren ondan bahşiş alır. Gelin, oğlan evine geldiğinde, çadırın etrafında üç kez dolandırılır.
Daha sonra kaynana, gelini kucağında içeri götürür. Yumurta pişirip geline yedirilir. Gelin döşeğine para atılır. Oğlana ve geline baş bağlarlar. Ortaya bir yastık konur. İki kadın gelini üç kez dolaştırıp bu yastığa oturtur. Zülüf ve perçem kesilir. Fesin üzerine altın bağlanır ve üzerine yağlık bağlanır.
İçerik hazırlama: AkifTanrıkulu
Информация по комментариям в разработке