/ sozlerdersi
https://drive.google.com/file/d/1aRgV...
2:57 Allah Resûlü sadece uhrevî değil, dünyevî saadeti de getirmiştir.
8:00 “O üstad hem abddir; ubûdiyet noktasında Rabbini tavsif ve tarif eder ki, Cenâb-ı Hakkın dergâhında ümmetinin elçisi hükmündedir. Hem resuldür; risalet noktasında Rabbinin ahkâmını Kur'ân vasıtasıyla cin ve inse tebliğ eder.” (11. Söz)
9:06 Ubudiyeti cihetiyle Miraç hadisesi Allah Resûlü’nün (aleyhissalatü vesselam) velayetinin neticesidir ve keramet-i uzmâsıdır.
11:02 “Nasıl ki, risalete inkılâp eden velâyet-i Ahmediye (aleyhissalatü vesselam) bütün velâyetlerin fevkindedir. Öyle de, o velâyetin tarikatı ve o velâyet-i kübranın evrad-ı mahsusası olan namazın akabindeki tesbihat, o derece sair tarikatların ve evradların fevkindedir.” (K.L.)
Efendimiz’in hususî bir tarîki olduğunu anlıyoruz. O tarîk aslı itibariyle Sünnet-i Seniyyedir.
“risalete inkılâp eden velâyet-i Ahmediye” tamlamasından, O’nun risaletten önce de velî olduğunu anlıyoruz. Bunu Hira’ya çıkarken taşların O’na selam vermesinden biliyoruz.
15:22 Onun velayeti (Cenâb-ı Allah’ı tanıması) vahiy gelmeden önce zirvede olduğu gibi, nübüvvetten sonra da inkişafa devam etmiş. Tâ ki Miraç hâdisesine kadar.
19:04 Hatta nübüvvet misyonu vefatı ile bir anlamda tamamlanmış olsa da* velâyeti devam ediyor.
*(“bir anlamda” dedik; çünkü kendisinin varîsi olan insan-ı kâmillerle o misyon devam ediyor.
“Aynı vazifede bulunanlar, birbirlerinin aynı hükmündedir.”)
26:37 Ezandan sonra Efendimiz’in Makam-ı Mahmud’a ulaşması için dua ederken, aynı zamanda bir unsuru olduğumuz şahs-ı maneviyeye kuvvet veriyoruz. Çünkü biz, bir çekirdek hüviyetinden meyveli bir ağaç hüviyetine kadar olan ümmet-i Muhammed’in şahs-ı maneviyesinin âzâsı, bir ferdiyiz. Yaptığımız ibadetlerle dahi o şahs-ı maneviyeye kuvvet veriyoruz.
29:36 “Evet, kamerin takdiri ve tedviri ve tedbir ve tenviri ve zemine ve güneşe karşı gayet dakik bir hesapla vaziyetleri o kadar hayretfezâ, o derece harikadır ki (…)”
Üstad Hazretleri kameri anlatırken aslında Allah Resulü’nü anlatır. “Takdir” kelimesinin öne alınması taayyün-i ilmîsine* bakar. “Tenvir”i sona alması taayyün-ü vücûdîde risalet misyonuna bakar.
*{Adem insan ile çamur arasındaydı, ben nebiydim}
31:31 Neil Armstrong Ay’a ayak bastığı zaman "Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım" dedi.
Yani bütün insanlık Ay’a ayak basmış oldu. Ay bir adımlık mesafe. Miraç hâdisesi ile insanlık Kâb-ı Kavseyn’e ulaştı, daha gidilecek yer kalmadı, Efendimiz orada ayağını ayağının üzerine koydu. Bu cihetle O bir şeref-i insaniyet (İnsanlığın İftihar Tablosu) ve en nuranî bir semere-i şecere-i hilkattir (yaratılış ağacının en nuranî meyvesidir).
32:44 “Risaleti cihetiyle bir burhan-ı hak, bir sirac-ı hakikat, bir şems-i hidayet, bir vesile-i saadet görürsün.”
35:00 Sahabeler bahsinde Üstad Hazretlerine soruluyor: Sahabelerin imanı mı daha kuvvetli, yoksa O’nu görmeden iman eden bizimki mi?
Üstad Hazretleri diyor ki: Sen Allah Resûlü’nü ilmî anlamda görüyorsun. Hem de vefatına kadarki tüm hâdiseleriyle ve onları başarmış ve milyonlar insan O’na tâbî olmuş bir halde O’nu görüyorsun. Fakat sahabeler ise daha Efendimiz risalet vazifesi ile yeni çıkmışken, O’na (hâşâ) meczup denilirken, kendi kabilesi (hatta bazı amcaları) O’na düşman vaziyeti almışken; yani sınır noktalarda sahabeler yüz kez sınanırken O’na iman etmişler. Sen ise, mesele bu kadar taayyün etmişken bir Filozof’un uydurma bir iddiasıyla şüpheye düşebiliyorsun. Sahabelerin imanın nerede, senin imanın nerede?
37:13 Üstad Hazretleri 6. Reşha’da da delil olarak tarihî tecrübeyi konuşturuyor:
“Nasıl berk-i hâtıf gibi, onun nuru şarktan garbı tuttu. Ve nısf-ı arz ve hums-u beşer, onun hediye-i hidayetini kabul edip hırz-ı can etti. (…)”
Yani âlimleriyle, mücahidleriyle, âbidleriyle milyonlarca müslüman Allah Resûlü’nün davası için canını ortaya koymuş ve bu meseleye imzalarını atmışlar. (Onun nuru berk-i hâtıf (göz kamaştıran şimşek) gibi şarktan garbı tutmuş, mesele iyice taayyün etmiş…)
“(…) Bizim nefis ve şeytanımıza ne oluyor ki, böyle bir zâtın bütün dâvâlarının esası olan Lâ ilâhe illâllah'ı, bütün meratibiyle beraber kabul etmesin?”
Информация по комментариям в разработке