Koyun Baba Ziyareti
Tetova, Şipkoviça Köyü
20 Ağustos 2018
Koyun Baba ziyaretini daha doğrusu türbesini yıllardır Abdülmüttalip Derviş’den duyup, gidememenin acısını yaşıyordum. Hâlbuki Koyun Baba Türbesi, Harabati Baba Tekkesi’ne çok yakın bir yerdeymiş. Burası Şar Dağları aynı zamanda. Başında karı eksik olmayan, bir diğer tarafı da Kosova’da boy veren meşhur Şar Dağları… Çam ağaçlarının olduğu, başında gözelerin eksik olmadığı, hatta bir bölgesinde kayakçılık yapılan meşhur Şar Dağları…
Mustafa, Hüseyin, Murat Topraklarla ve Hüsniye Çınar’la birlikte Afrim Nesimi’nin rehberliğinde, Hüseyin Toprak’ın tuttuğu bir minibüsle düştük yollara. Yarım saate varmadan köye ulaştık. Köy ne demek burası aslında tümüyle bir yayla. Her yerden suların çağladığı bu ağustos ayında her yerin yemyeşil olduğu cennetten bir köy burası. Derin bir vadinin yanından giderken de, gelirken de uçurumları gerilerde bırakıyorduk. İlk önce devasa bir bina kalıntısına geldik. Burası askeri bir kışladan geriye kalanlarmış… İçinde adam boyu dikenler olan bu muazzam yapıdan geriye bir iskeleti kalmış. Sonra şoförün de sormasıyla şimdi özel bir mülkün bahçesinde olan Koyun Baba Türbesi’ne vardık. Daha büyük ahşap kapıdan içeri girer girmez, belki de bir dergâhın kileri veya bir birimi gibi duran çok tarihi bir yapıyla karşılaştık. Köyün dışında birkaç evin bulunduğu alandaki Türbeden geriye hemen hiçbir şey kalmamış aslında. Ama yeni bir evin bulunduğu bu alan, yerleşime çok uygun bir yer. Derin bir vadinin yamacında, karşısında buraların en yüksek dağının tepesi görünen, yeşillikler içinde bir alan. Tam da tekke olmaya yatkın olan bir konumda yani; dört bir tarafı biraz da olsa yalıtılmış, yüksekte, havadar, çevreye hâkim, aynı zamanda yerleşime uygun bir toprak parçası.
Şu anda arazinin sahibi olan kişi aslında bize kolaylık göstermesine rağmen, eski binanın resimlerini çekmemizden rahatsız oldu. Kendi ifadesine göre, yıkıntı halinde bulunan türbenin onarılması için Harabati Baba Tekkesi’ne gitmiş, kendisine maddi yardımda bulunulması halinde, kendisinin de katkısıyla burayı onarmak istediğini söylemiş. Bir yanıt alamamış. Ev sahibi eğer bu böyle giderse, bu yıkıntıya da bahçeme katacağım, diyor. Yıkıntı dediği ise Bektaşi ulularından Koyun Baba Türbesinden geriye kalanlar… Aynı bahçede ev sahibinin ailesinden olanların yattığı bir küçük mezarlık var.
Bizler ise otları biraz temizleyince türbelerde rastlanıldığı şekliyle iki mertek yani tahtadan baş taşı gibi kullanılan başlıklı direk bulduk. Muhtemelen on iki dilimli bir taç şeklinde olan bu kırık parçalar ise buradan geriye kalan son tarihi parçalar gibi. Bir de türbelerde bulunan bir yeşil örtünün parçalanmış hali bir tahtanın üstünde duruyordu. Türbenin hemen yanından bir yolun geçtiği ama şimdi bu yolun kullanılmaz hale geldiği anlaşılıyor. Diğer tarafında ise çok derinden akan bir dere var.
Bizler ise kısa bir çekimden sonra, yapacağımızı yaptık, hep birlikte türbenin bulunduğu alana gelenek dualarımızı, niyazlarımı yapıp, Hakk erenler, Koyun Baba ve geçmişler için çerağlarımızı yaktık.
Derviş Abdülmüttalip Bekiri daha önce bana anlatmıştı; Sersem Ali Dedebaba Tekkesiyle alakalı bir şekilde ya Sersem Ali Dedebabayla birlikte ya da sonradan bu tekkeden gitme başka erenlerin olduğunu söylemişti. Bunlar; Koyun Baba, Kızıl Baba, Yarar Baba ve Ballı Baba imiş. Koyun Baba’nın yeri biliniyor, yani geldiğimiz yer. Ballı Baba ise Tetova Kalesi’nde meftunmuş. Ballı Baba hakkında fazla bilgi olmasa da, onun türbesinin en azından makamının kale içinde kaldığını söyleyen Abdülmüttalip Bekiri Derviş, kalenin altında bulunan alana da Ballı Mevki, Mahallesi denildiğini söyledi.
Dua ve niyazlarımızı yaptıktan sonra, zaten Koyun Baba Türbesi’nden de görülen kaleye doğru hareket ettik.
DESTEKLERİNDEN DOLAYI HÜSEYİN TOPRAK DEDEMİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ.
Информация по комментариям в разработке