1892 yılında Konya yakınlarındaki Kızılırmak köyünde, 34 yaşındaki Ayşe Yılmaz, tuhaf bir fenomenin merkezine düştü. Hamileliğinin son günlerinde, beklenenden erken sancılanan Ayşe, köyün yaşlı ebesi Hatice Teyze yardımıyla sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirdi. Ancak doğumdan on dakika sonra, Ayşe yeniden sancılanmaya başladı ve ikinci bir erkek bebek doğurdu.
Şaşırtıcı olan, iki bebeğin sadece benzer değil, tıpatıp aynı olmasıydı – aynı ağırlık, boy ve sol omuzlarında aynı kalp şeklinde doğum lekesi. Kasabadan gelen Doktor İbrahim Efendi, bu tuhaf durumu incelediğinde, bebeklerin gerçekten özdeş olduğunu teyit etti.
Olaylar üçüncü günde daha da şaşırtıcı bir hal aldı. Ayşe yeniden doğum sancıları yaşamaya başladı ve üçüncü bir bebek dünyaya getirdi – bu bebek de diğer ikisiyle tıpatıp aynıydı. Bu imkansız döngü her gün devam etti ve doksan gün içinde, Ayşe doksan özdeş bebek doğurmuştu.
Doktor İbrahim, Avrupa'daki meslektaşı Dr. Franz Weber'e bu olağanüstü durum hakkında mektup yazdı, ancak İstanbul'daki yetkililer, vakayı ciddiye almayı reddetti. Yerel halk arasında, tuhaf söylentiler yayıldı – bazıları Ayşe'yi kutsal görürken, diğerleri cadı olduğunu iddia ediyordu.
Doksan günün sonunda, gerçek ortaya çıktı: Ayşe'nin kocası Ali, evlenmeden önce karısının kız kardeşi Zeynep'le yasak bir ilişki yaşamış ve Zeynep hamile kaldığında onu nehirde boğarak öldürmüştü. Ayşe'nin her gün doğurduğu aynı bebek, Ali'nin günahının cisimleşmiş haliydi – öldürülen kız kardeşin doğmamış bebeği.
Olayların doruk noktasında, tüm bebekler birleşerek tek bir bebek haline geldi. Bu tek bebek, Ali'yi affettiğini söyledi. Ali teslim olarak hapse girdi, Ayşe ise bebekle birlikte köyden ayrıldı ve bir daha geri dönmedi.
Kırk yıl sonra, 1932'de İstanbul Tıp Fakültesi'nde genç doktor Ahmet Demir, İbrahim Efendi'nin günlüğünü buldu ve vakayı araştırmaya başladı. Konya'ya giderek Ayşe'nin kuzeni Fatma Nine'yi buldu, kadın hikâyeyi doğruladı ve şok edici bir iddia ortaya attı: Ayşe'nin bebeği büyüyüp kimliğini değiştirerek Mustafa Kemal Atatürk olmuştu.
Ahmet'in araştırmaları, hükümet yetkilileri tarafından durduruldu. Günlük ve tüm kanıtlara el konuldu, kendisine "ulusal güvenlik" gerekçesiyle susması söylendi. Ahmet, bu sırrı ömrü boyunca sakladı, ancak ölümünden sonra torunu Mehmet defteri buldu ve hikâyeyi kurgu olarak yayınladı.
Türkiye'nin bazı ücra köylerinde, yaşlılar hala bu hikâyeyi anlatır – her gün aynı bebeği doğuran kadını ve o bebeğin büyüyüp ülkeyi değiştiren adam olduğunu.
⚠️ HUKUKİ UYARI: Bu içerik tamamen kurgusaldır. Gerçek kişi ve olaylarla benzerlikler tesadüfidir.
🎵 Soundtrack:
Medusa, by Kevin MacLeod — Creative Commons Attribution 4.0 License
Информация по комментариям в разработке