İnsan, tarih boyunca belki de hiç bugünkü kadar güçlü görünmemişti. Zira, elinin altındaki teknoloji nimetiyle dünyayı küçülttü, hızlı toplama ve kullanma anlamında bilgiye hükmetti, zamanı hızlandırdı. Fakat bütün bu zahiri güç, onun iç dünyasındaki boşluğu dolduramadı. Bugün insan, görünürde her şeye sahip ama derinlerde, iç dünyasında kaybolmuş durumda. Çünkü hayatın anlamını unuttu. “Ben kimim, neden yaşıyorum, bu düzenin içinde yerim neresi?” sorularına tatmin edici cevaplar bulamaz hale geldi.
Modern çağ insana çok şey kazandırdı ama önemli bir şeyi elinden aldı: Tevhidi. Yani birlik duygusunu. Bir’den kopunca her şeyi birbirinden ayırdık; bilimi inançtan, insanı doğadan, aklı kalpten, bedeni ruhtan kopardık. Sonra da huzurumuzu kaçırdık. Hala sebebini anlamaya çalışıyoruz. Oysa kâinata biraz dikkatle bakan herkes görür ki: Güneş doğarken dakiktir, yağmur inerken ölçülüdür, bir çiçek açarken bile bir düzenin içindedir. Her şey, en küçük zerreden galaksilere kadar kusursuz bir dengeyle hareket eder. Bu nizam bize, sessiz ama derin bir hakikati anlatır: Hayat ve ona mazhar olanlar tesadüf değil, hikmetle örülmüş bir bütünlüktür.
Herhalde bu zamandaki insanın en büyük yanılgısı, bu düzenin merkezine kendini koymasıdır. Kendisini hâkim zanneden insan, tabiatla kavga eder, zamanla yarışır, ruhuyla yabancılaşır. Oysa çözüm, kâinat içindeki o birlik yasasını yani her şeyi elinde tutan sonsuz kudreti yeniden fark etmektir. Çünkü tevhid, yalnızca bir inanç esası değil, aynı zamanda hayatın tüm alanlarını kuşatan bir bakış açısıdır.
Tevhid; her şeyin kaynağının bir olduğunu kabul etmektir. Bu bakış, insanın hem iç dünyasında hem dış dünyasında hem de ikisi arasında denge kurar. İçinde tevhid olan insanın aklıyla kalbi, düşüncesiyle duygusu çatışmaz; aynı hakikate yönelir. Toplumda tevhid hâkimse, çıkarların ve farklılıkların üstünde bir adalet ortaya çıkar. Tabiata tevhid gözüyle bakan insan, dünyayı sömürülmesi gereken bir kaynak değil, emanet edilmiş bir nimet olarak görür.
Evet, günümüz insanının varoluş reçetesi budur; bir olanı ve kainattaki birliği fark etmek. Her şeyin Allah’ın bilgisiyle, kudretiyle, hikmetiyle var olduğunu idrak etmek. O zaman hayat bir karmaşa olmaktan çıkar, anlamlı bir düzene dönüşür. İnsan, her şeyi kontrol etmeye değil, uyum içinde yaşamaya başlar. Sahip oldukça değil, bağ kurdukça huzur bulur.
Bugünün dünyası teknolojiyle değil, imanla bütünleşmiş bir şuurla güzelleşebilir. İnsanın yeniden kendisiyle, tabiatla ve Yaradan’la barışması gerekir. Gerçek özgürlük, sınırsız güçte değil; sonsuz Kudret’e teslimiyettedir.
Unutma ki “Bir’i yani Allah’ı bulan, her şeyi bulur. Bir’i yani Allah’ı unutan, her şeyi kaybeder.”
Videoyu beğenip, kanalımıza abone olarak videolarımızı takip edebilirsiniz.
© Hayrat Vakfı
🏠 http://www.hayratvakfi.org
📺 http://www.hayrat.tv
🔊 http://www.hayratmp3.com
🌍 Sosyal Medya hesaplarımız:
https://sosyal.teknofest.app/@hayratv...
https://x.com/hayratvakfi
/ hayratvakfi
/ hayratvakfi
Информация по комментариям в разработке