/ sozlerdersi
https://drive.google.com/open?id=1yvF...
3:24 İkinci Mebhas’ın Birinci Nükte’si; Birinci Mebhas’ın Birinci Nokta’sına mukabildir.
7:08 İkinci Mebhas’taki Nükte’lerde Üstad Hazretleri tamamen kendi seyr-i sülûkunda kat-ı meratibindeki tecrübelerinden hareketle meseleleri izah edecek.
8:40 Bir ağaç bir meyveyi netice verdiği gibi, o meyve de içindeki çekirdek vesilesiyle o ağacı netice veriyor. İnsan kâinatın meyvesidir. Ağaç meyvesi ile isimlendirildiği gibi (mesela portakal ağacı), kâinat da şecere-i insaniye olarak isimlendirilebilir.
9:50 Telefon gibi çok fonksiyonlu bir aletten bahsettiğimiz zaman, içinde yüz tane aplikasyon olduğu halde, yine de “telefon” olarak isimlendiriyoruz. Mesela “hesap makinem” demiyoruz. İletişim aygıtı özelliğini yitirirse, telefon olma özelliğini de yitiriyor. İnsan dahi, başka fonksiyonları olsa da (ancak ve ancak, tek sebep olarak) ibadet için yaratıldığından, ibadeti terk ettiğinde insan olma özelliğini de yitiriyor.
{“Acaba (Ramazan’da) böyle ulvî ubûdiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar, insan ismine lâyık mıdırlar?” (29. Mektup)}
{“(…) namazını kılmak ne kadar güzel, ne kadar hoş, ne kadar lâzım ve münasip olduğunu anlamayan insan, insan değil...” (9. Söz)}
12:40 Bir şeyi yediğinde tat alıyorsun. Onu tadabiliyor olman, daha evvelden bu alıcı-verici fonksiyonun ayarlanmış ve tanımlanmış olması ile alakalı. Bazı ışık boylarını göremiyoruz; çünkü görmememiz istenmiş.
14:04 Bir şirkette sana verilen bir kart ile girebileğin yerler bellidir. Terfi ettikçe daha üst katlardaki yeni kapılar sana açılmaya başlar. Maneviyatta da böyledir. İnsan manevî makamlarda kat-ı meratip ettikçe, yeni âlemlerin kapıları kendisine açılır.
“Âlemin miftahı insanın elindedir ve nefsine takılmıştır. Kâinat kapıları zâhiren açık görünürken, hakikaten kapalıdır. Cenâb-ı Hak, emanet cihetiyle, insana "ene" namında öyle bir miftah vermiş ki, âlemin bütün kapılarını açar.“ {30. Söz}
15:50 “âlem-i âhirete ait menzilleri dünya gözümüzle görmek ve göstermek için, (…) yıldızlar gibi gözlerimiz olmalı ki, yerlerini görüp tayin edelim.” (1. Mektup)
Demek şu haletimiz ile bizi Cennet’e soksalar, uyum sağlayamayacağız. Ona uyum sağlamak için âhirete ait bir vücuda sahip olmamız gerekir.
17:12 İnsanın en büyük fakrı varlığa gelmek ve varlıkta kalmak. Ölüm de sanki yokluğa yuvarlanmak gibi göründüğünden, insanın Cenâb-ı Allah’tan en büyük talebi ebediyettir.
23:22 Dinde bir dâvâ (iddia) varsa, Cenâb-ı Hakk’a karşı hiçbir şey dâvâ etmeme dâvâsıdır. Mesele “Lâ mevcuda illa Hû” seviyesine kadar gider.
24:27 Bütün hayırlar Cenâb-ı Hak’tandır. İnsan alıcı konumundadır. Dua ile talep eder.
27:08 Fenalık nefsindendir. Fenalık etsen, fenalığın intişar eder. Mesela yalan, yayılmacıdır. Her yere yayılır.
29:07 Üstad Hazretleri “mektub-u Rabbaniye” derken bunu ilmelyakînde kullanır. “Merâyâ-yı Sübhaniye” derken, bunu aynelyakînde kullanır. “Memurîn-i İlahiye” derken kulluk vechesine işaret eder.
30:46
لَوْ اَرَدْنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ لَهْوًا لَاتَّخَذْنَاهُ مِنْ لَدُنَّاۗ
“Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik” (Enbiya/17. Ayet)
Manen: Biz oyun oynamıyoruz; gökleri ve yeri oyun olsun diye yaratmadık. Siz de hayatı bir oyun gibi telakki edemezsiniz. Siz memursunuz. Ehemmiyetsiz değilsiniz.
36:33 “O antika sanat kaba demirciler çarşısına gidildiği zaman beş kuruşluk bir demir bahasına alınabilir.” (23. Söz/1. Mebhas/1. Nokta)
Bunu Hz. Yusuf (aleyhisselam) kıssasında görüyoruz. Nübüvvet vazifesini omuzlayacak maneviyatı, rüyaları tabir edebilecek ledün ilmi, Mısır’a sultan olacak dehası, kadınlara parmaklarını doğratacak cemali olduğu halde (tüm Mısır’dan daha değerli bir zât iken); köle olarak getirildiği Mısır çarşısında çok ucuz bir fiyata satılmıştı.
Aynen bunun gibi, insan çok kıymetli iken, küfür ondaki bu kıymetleri perdeler, adî bir levha derekesine indirir.
38:18 Küfür sadece inanç cihetiyle değil, amel cihetiyle de esmâ-i İlahiye’nin perdelenmesine, yani ademe bakar. Mesela katil, hayatın; zina, iffetin; yalan ise ismetin sonlandırılmasıdır. Namaz kılmama, oruç tutmama, zekat vermeme; yapmamayı yapmaktır, yine ademe bakar.
40:13 İnsan bir haneyi bir günde yıkar, yüz günde yapamaz. Manevî terakkide de böyledir. Üç ayları değerlendirdin, Cenâb-ı Allah kristal bir saray nasip etti, bir harama girersin, bir günde harap edersin.
41:47 Amel defterindeki günah sevaba nasıl döner? Hayra niyet etmişsindir, ama şer yapmışsındır. Allah niyetinin hürmetine o seyyieni hasene sayabilir.
Информация по комментариям в разработке