#Zayıflamaİğnesi #KiloVermeİğnesi #ObeziteTedavisi #Şişmanlıkİğnesi #GLP1
SORUMLULUK REDDİ BEYANI
Bu video sadece eğitim ve genel bilgilendirme amaçlıdır. İçerik, kişiselleştirilmiş tıbbi tavsiye yerine geçmez. Herhangi bir ilacı kullanmaya başlamadan önce daima doktorunuza veya yetkili bir uzmana danışınız. İçeriğe dayanarak yapılan eylemlerden kanal sahibi sorumlu tutulamaz.
Zayıflama iğneleri nasıl çalışıyor? Vücudumuzda tam olarak ne yapıyorlar?
Şunu unutmamak gerekmektedir. Bugün her yerde adını duyduğumuz bu ilaçlar bir gecede ortaya çıkmış bir mucize değil, aksine otuz yıla yayılan bilimsel bir keşfin sonucu olarak araştırılmış ve piyasa sunulmuşlardır. Çoğu kişi bu ilaçları sadece kilo verme aracı olarak görse de, asıl çıkış
noktası diyabet, yani şeker hastalığı tedavisidir. Ayrıca bu ilaçların geliştirilmesi, diyabet ve obezite, yani şişmanlığın tedavisini tamamen değiştirmiş ve çığır açmıştır.
Bu ilaçların kökeni, vücudumuzda üretilen doğal bir hormona dayanır. Bu hormonun ismi, Glukagon Benzeri Peptit-1, yani GLP-1’dir. Bağırsak, vücut ağırlığının ve gıda alımının düzenlenmesinde rol oynayan en önemli organdır. Vücudumuzda doğal olarak bulunan, bağırsaklarımız ve pankreastan salgılanan bu hormona kısaca "tokluk hormonu" diyebiliriz. Normalde yemek yediğimizde bu hormon salgılanır ve beynimize "Tamam, doydun, artık durabilirsin" mesajını, yani sinyalini iletir.
İşte bu yeni nesil iğneler, vücudumuzun doğal tokluk hormonuna çok benzeyen yapay bir madde içeriyor. İlacı kullandığımızda beynimize giden bu "Doydum" sinyalini güçlü ve çok daha uzun süreyle gönderiliyor. Sonuç olarak kendimizi daha az aç hissediyoruz, porsiyonlarımız küçülüyor, o meşhur atıştırma isteği büyük ölçüde azalıyor. Bu sayede irade gücüyle savaşmak zorunda kalmadan, vücudumuz kalori açığı oluşturmaya başlıyor.
İşte bu ilaçlar bir etki üzerinden değil, üç ana etki üzerinden zayıflamamıza yardımcı oluyorlar.
Bunlardan birincisi beyne giden sinyalin kesilmesi, yani iştah kontrolüdür. İşte en güçlü etki buradadır. Beynimizin "Ödül Merkezi" dediğimiz kısmını etkiliyor, abur cubura veya yüksek kalorili yiyeceklere duyduğumuz o yoğun isteği, yani o meşhur "can çekmesini" önemli ölçüde azaltıyorlar.
İkinci ana etki mekanizması midenin yavaşlamasını sağlayarak tokluk hissi duymamıza katkıda bulunuyorlar. İlaç, midemize "yavaşla" komutu gönderiyor, yediğimiz yiyecekler midede daha uzun süre kalıyor. Bu da demek oluyor ki, midemiz kendini daha uzun süre dolu hissediyor. Kahvaltı ettikten sonra, normal olarak 2 saat sonra acıkıyorsak, bu ilaçla birlikte bu süre 4-5 saate çıkabiliyor.
Üçüncü ana etki mekanizması kan şekeri dengesini sağlıyor, enerji yönetimine yardımcı oluyorlar: Daha önce söylemiştim. Bu ilaçlar aslında Tip 2 Diyabet için geliştirilmiştir. Kan şekerini dengede tutmaya yardımcı oluyorlar. Ani şeker yükselmelerini ve düşüşlerini önlediği için, gün içindeki o meşhur tatlı krizleri veya enerji düşüşleri de azalıyor. Dengeli şeker demek, eşittir daha az ani açlık duymak demektir.
Bu sinyal kesici ilaçların farklı "versiyonları" var. Şu anda piyasada en popüler olan iki ana maddeden bahsetmek istiyorum:
• Semaglutid: Halk arasında en çok bilinen marka ismi mevcut. Bu sadece tek yönden etkili bir ilaçtır, yani az önce bahsettiğimiz tokluk sinyalini taklit eder. Haftada bir yapılmaktadır.
• Tirzepatid: Diğer popüler marka bu gruptandır. Bu ilaç daha yeni bir versiyondur, sadece tokluk sinyalini değil, başka bir iştah sinyalini de taklit ederek iki yönlü çalışır. Bu yüzden bazı doktorlar buna "çift etkili" de diyebiliyor. Bu ilaç da haftada bir yapılıyor.
• Bir de günde tek doz yapılan Liraglutid var. Son versiyon ilaçların uygulaması pratik ve daha etkili oldukları için bu ilacın kullanımı azalmıştır. |
Unutmayın, bu ilaçları anmamızın sebebi sadece bilgilendirmedir. Doktorunuza danışmadan kesinlikle bu ilaçları kullanmamalısınız.
Web Sitesi: www.sekipaltunkan.com
Информация по комментариям в разработке