Kalbin Hafızası: YAZAR FİRDEVS TUNCAY HANIM İLE SÖYLEŞİ
Firdevs Tunçay ile Geçmişin İzinde
Bugün köşemde, kelimeleri birer köprüye dönüştüren; hasreti mürekkep, hafızayı vatan kılan çok kıymetli bir ismi, yazar ve eğitimci Firdevs Tunçay Hanımefendiyi ağırlıyorum.
Onun cümlelerinde mesafeler kısalır, zaman yumuşar; dün ile bugün, bir kalbin içinden birbirine dokunur.
Biz araştırmacılar ve gezginler için yol, çoğu zaman haritalarla ölçülür. Oysa Firdevs Hanım’ın yürüdüğü yol, kilometrelerle değil; kalplerin derinliklerine işleyen mübadele hikâyeleriyle örülüdür. Bir yanı Rumeli’nin serin rüzgârına yaslanır, diğer yanı Anadolu’nun sıcak ve sükûnetli kucağına… Bu zarif kalemle birlikte, geçmişin tozlu sandıkları aralanırken, genç nesiller için sessiz ama vakur bir hafıza yeniden canlanır.
Gazeteci Yazar Ahmet Nuri Özmut soruyor, Yazar Firdevs Tunçay cevaplıyor…
Ahmet Nuri Özmut:
Kıymetli Firdevs Hanım, 1946 yılında Ödemiş’te başlayan hayat yolculuğunuz, Balkanlar’ın hüzünlü hatıralarıyla iç içe geçmiş görünüyor. O köklerden ve sizi yazmaya sevk eden o derin hasretten söz eder misiniz ?
Firdevs Tunçay:
Merhaba Ahmet Bey, nazik ilginiz için gönülden teşekkür ederim. Benim hikâyem, aslında iki büyük göçün sessizce birleşmesidir.
“Anne tarafım, yüz binlerce insanı yerinden yurdundan eden zorunlu göç, yani mübadele nedeniyle 1924 yılında Kavala’dan anavatana gelmiş. Baba tarafım ise mübadele dışı bırakılan
Batı Trakya’nın İskeçe şehrinden; yaşamlarını sürdürebilmek için 1927 yılında İskeçe’den kaçarak anavatana sığınmış.”
Konak misali evleri, siyah Ford arabaları, faytonları geride kalmıştı...
“Yazar Firdevs Tunçay
Hanım empatiyi bir adım ileri taşıyarak Atina’ya uzanmış; bu kez mübadelenin öteki yüzünü, yani Anadolu Rumlarının hikâyelerini dinlemiştir.”
Çocukluğum Ödemiş’te, bu anlatılarla; yarım kalmış cümleler, gözlerde biriken yaşlar ve hiç dinmeyen bir özlemle geçti.
Anadolu’nun farklı şehirlerinde yıllarca öğretmenlik yaparken, öğrencilerime yalnızca bilgi değil; insanı, sevgiyi ve empatiyi anlatmaya çalıştım. 1992 yılında emekli olduğumda ise sandıklarda sessizce bekleyen hatıraların artık kaleme emanet edilmesi gerektiğini hissettim. Benim için yazmak, atalarıma ödenen bir vefa borcudur. Mübadele ise sadece bir göç değil; bir ömür, bir kaderdir.
Bir Mürekkep, Üç Başyapıt: Mikro Tarihin İzinde
Firdevs Tunçay, yalnızca bir yazar değil; aynı zamanda bir hafıza koleksiyoncusudur. Onun eserlerinde tarih, soğuk rakamlardan sıyrılır; ete kemiğe bürünür, insan sıcaklığıyla konuşur.
Kalbim Rumeli’de Kaldı:
Atalarından süzülen hatıralarla yoğrulan bu eser, 2025 yılında 6. basımına ulaşarak okur nezdindeki karşılığını perçinlemiştir. Daha da önemlisi, mübadele konusunun ilk kez MEB ders kitaplarında yer almasına vesile olmuştur.
Kalbim Anadolu’da Kaldı:
Yazar, empatiyi bir adım ileri taşıyarak Atina’ya gitmiş; bu kez “öteki yüzü”, yani Anadolu Rumlarının hikâyelerini dinlemiştir.
Hasretin Çocukları:
Rumeli’den Makedonya’ya uzanan geniş bir coğrafyada, hasretin kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığını belgeleyen güçlü bir tanıklık…
Gençlere Bir Selam: “Köklerinizden Kopmayın”
Sohbetimizin en duru anlarından birinde Firdevs Hanım, özellikle genç nesillere seslenmek istedi. Bir eğitimci şefkatiyle, adeta kalpten kalbe fısıldadı:
“Sevgili gençler, hayat yalnızca ileriye koşmak değildir; bazen durup arkanıza, o vakur atalarınızın ayak izlerine bakmanız gerekir. Bir ağaç, kökleri toprağa ne kadar derinden bağlıysa, fırtınalara o kadar dirençli olur.
Sizler hız çağının çocuklarısınız; fakat unutmayın, tarih sadece kitap sayfalarında değil… Ninenizin suskun bir bakışında, eski bir koferin içinde, sararmış bir fotoğraftaki tebessümde gizlidir. Kim olduğunuzu anlamak için, nereden geldiğinizi bilmek zorundasınız. Okuyun, araştırın ve en önemlisi anlatılanı kalbinizle dinleyin.”
Bir Yaşamdan Süzülenler
Firdevs Tunçay’ın hayatı, kelimenin tam anlamıyla mübadeleye adanmış bir ömürdür. O, sadece yazmakla yetinmemiş;
Atalarından kalan hatıraları Buca Göç ve Mübadele Anı Evi’ne bağışlayarak toplumsal hafızaya emanet etmiş,
“Sıla Hasreti” belgeselinde yer alarak hikâyesini beyaz perdeye taşımış,
Sirkeci Garı’ndan TÜYAP Kitap Fuarları’na kadar pek çok mekânda okurlarıyla buluşarak, “hasretin dili birdir” mesajını yaymıştır.
Ahmet Nuri Özmut’un Notu :
Firdevs Hanım ile sohbet ederken şunu bir kez daha idrak ettim: O, iki yakanın; gidenlerin ve gelenlerin, yıllarca susturulmuş hikâyelerin gür ama vakur sesidir. Kelimelerinde İskeçe’nin dar sokaklarından Ödemiş’in zeytinliklerine uzanan derin bir nezaket hissedersiniz.
İki evlat ve iki torun sahibi bu ulu çınar, bizlere en kıymetli mirasın “sevgiyle taşınan bir hafıza” olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Gazeteci Yazar Araştırmacı
Gezgin Ahmet Nuri Özmut.
Информация по комментариям в разработке