/ sozlerdersi
0:13 “ "Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor." Bu ne demektir?”
“Kabuksuz iç olan Cennette”: Evvelde bâtın olan âhirde zâhir olur, evvelde zâhir olan âhirde bâtın olur. Evvelde zâhir olan çekirdeğin kabuğu, âhirde meyvenin bâtınında korunuyor.
9:12 Efendimiz bir gün elini uzatıyor, sonra çekiyor. Ashab-ı kirâm soruyor: Yâ Resûlallah, ne oldu?
Diyor ki: Cennet’ten bir üzüm salkımı uzatıldı. Bir tanesini koparsaydım, kıyamete kadar dünyanızı aydınlatacaktı.
11:50 Sen bir meyve-i Cennet yediğin zaman, dünyada ettiğin şükre intikal edeceksin. Cennet’teki ağacın genetik kodları senin hamdin olacak.
"Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!" diyecekler.” (Bakara 25)
13:31 “Burada bir Elhamdülillah dersin, orada bir meyve-i cennet yersin.”
Ahiretin yazılımını teşkil eden, dünyadaki manevî nimetlerdir. Orada tecessüm ediyorlar.
Elma Elhamdülillah demen için yaratıldı. Sen elmayı yedin, posasını attın, Elhamdülillah’ını emdin. Kalbine, ruhuna işledi. Seninle öbür tarafa taşındı. O Elhamdülillah, Cennette tekrar elma oldu. Oradaki elmayı yedin. “Bu neydi?” dedin. “Benim Elhamdülillah’ımdı” diye hatırladın. Yeniden Elhamdülillah’a intikal ettin. Bilgi ile varlık arasında (zikir vesilesiyle) bir devr-i daim var.
16:00 Bilginin amele dönüşmesi kadar, amelin tekrar bilgiye dönüşmesi gerekiyor. Namazının da sende marifete dönüşmesi lazım. Sende tahakkuk ettiği nisbette, korunmuş ve taşınmış oluyor.
18:18 Hz. Ayşe soruyor: Yâ Resûlallah, Cennet’te ehlinizi görmezsiniz (Cennet’teki hurilerden dolayı)
Efendimiz diyor ki: Cennet’teki hurilerin size karşı durumu astarın bir elbiseye karşı durumu gibidir.
“cins-i lâtif olan hurilerden ve huriler gibi ve daha güzel, dünyadan gelme, Cennetteki nisâ-i dünyeviye.” Cenâb-ı Allah’ın cemalî cilvelerinin hepsinin birden görünmesi onların bu güzelliğine sebep oluyor.
23:27 “En yukarı hullenin güzelliğinden tut, tâ kemik içindeki iliklere kadar, birer hissin, birer lâtifenin medar-ı zevki olduğunu, hadis işaret ediyor.”
Yetmiş hulle, Cenâb-ı Allah’ın yetmiş cemâlî cilvesine işaret eder. Huriler, Cennet’in bütün güzelliklerinin birleştiği merkezî bir nakış gibiler. Melek cinsinden ama insan sûretindedirler.
Bu dünyada varlık ve esbab akla perdedir, marifete ve hikmete geçebilmek için o perdeleri aşmak gerekir. Cennet’te bu perdeler nuranidir. Doğrudan hikmetine, arka planına geçebiliyorsun.
27:46 “maddî ve mânevî her nevi ziynet ve hüsn-ü cemâle huriler câmidirler.”
Huriler de Cennet’te merkezî nakış olarak Cenâb-ı Allah’ın tüm esmâsını gösterecekler.
28:50 “Cennette lüzumsuz, kışırlı ve fuzulî maddeler olmadığından”
“Orada boş söz işitmezler.” (Meryem 62)
Kâmil insanların arzuladığı şey, dünyadan da alakamı keseyim, Rabbimle ülfet edeyim.
30:26 “Madem şu süflî dünyada, en âdi zîhayat olan ağaçlar, çok tagaddî ettikleri halde kazuratsız oluyorlar. En yüksek tabaka-i hayat olan Cennet ehli neden kazuratsız olmasın?”
Metafizik hakikatlere, fizik âleminden düsturlar bulmak.
30:56 “Ehâdis-i şerifede denilmiştir ki: "Bazı ehl-i Cennete dünya kadar bir yer veriliyor; yüz binler kasır, yüz binler huri ihsan ediliyor."
Herbir gördüğümüz gezegen, herbir cennet ehlinin dünyasının çekirdekleri olabilir. Kıyametle kupkuru çekirdekler hükmündeki gezegenleri açıp âhiret âlemine ait menziller yapabilir
37:08 “nuranî, kayıtsız, geniş ve ebedî olan Cennette, cisimleri ruh kuvvetinde ve hiffetinde ve hayal sür'atinde olan ehl-i Cennet, bir vakitte yüz bin yerlerde bulunup yüz bin hurilerle sohbet ederek yüz bin tarzda zevk almak, o ebedî Cennete, o nihayetsiz rahmete lâyıktır ”
37:29 Kabre girmekle, âhiretin ana rahmine düşmüş oluyoruz. Âhiret bu dünyanın yok olmasıyla değil, ona dönüşmesiyle yaratılıyor. Bir kum saati gibi; bu uzay zamanda giden her şey, âhirette vücut buluyor. Cennet ile doku uyumunu yakalamak zorundayız.
40:20 “Dünyada bir kadın kocasını üzerse, o kimsenin hûrilerden olan hanımı o kadına şöyle seslenir: - Allah canını alsın! Üzme onu! O senin yanında şimdilik misafirdir. Yakında senden ayrılıp bize kavuşacaktır.” (Tirmizî)
İnsanın eril ve dişil latifeleri vardır. buradaki durumumuz bir çekirdek hükmünde olup âhirette açılacak. Dişil latifelerimiz huriler sûretinde tecessüm edecek. Kocasını incittiğinde erkeğin bir latifesi incinmiş oluyor. Buradaki sinir ucuna dokunmakla, oradan ses geliyor. Cennet’teki huri şikayetçi oluyor.
42:37 “Yüz bin yerlerde bulunup yüz bin hurilerle sohbet ederek”
Yani kendi latifeleriyle, kendi bilincinin unsurlarının tecessüm etmiş hali ile sohbet edecek. Zaten seyrüsülûkta olan şey bu. Velî, Cennet’te olan şeyi dünyada yakalamış oluyor.
43:45 “Bu küçücük aklımızın terazisiyle o muazzam hakikatler tartılmaz.
İnsana gereken, kalbindeki Cennet’i gerçekleştirmek ve nefsindeki Cehennem’i söndürmek. Çünkü insan ahirette, bu dünyada kendi içindeki kodların tecessüm etmesiyle oluşan Cennet’e veya Cehennem’e girecek.
“Evvelde bâtın olan, âhirde zâhir olur.”
Информация по комментариям в разработке