Sanatın Sessiz Devrimi: Kemeraltı’nda Bir Usta
Bazı sanatçılar vardır; adlarını büyük galerilerin ışıklı tabelalarında değil, hayatın içindeki sade ama derin izlerde ararsınız. Onlar gösterişle değil, emekle konuşur. İşte böyle isimlerden biri de ressam Aydın Duman.
Geri dönüşüm malzemeleriyle yaptığı tablolar, sadece estetik bir tercih değil; aynı zamanda bir vicdan çağrısıdır. Bir dönemin atılacak kabaklarını oyarak, üzerlerine sabırla işlediği figürlerle adeta “hiçbir şey çöp değildir” der bize. Sanatın dönüştürücü gücü burada yalnızca nesnelerde değil, bakış açımızdadır. Çünkü gerçek sanatçı, malzemeden önce anlamı dönüştürür. Tıpkı şairin dediği gibi:
"Her şey akar: su, tarih, yıldız, insan ve fikir / Bir fikir ki, çöpten elmas yaratır; o sanattır."
İzmirli değildir belki ama bir İzmirli kadar İzmir’e saygılıdır. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk’e eserlerinde sıkça yer vermesi, bu şehri ve onun ruhunu ne denli benimsediğinin bir göstergesidir. İzmir’in hafızasında Atatürk sadece bir tarih figürü değil; bir duruş, bir aydınlanma sembolüdür. Aydın Duman’ın tablolarında bu sembol, geri dönüşümün içinden küllerinden yeniden doğan bir anka kuşu gibi belirir.
Kemeraltı sokaklarında yürürken başınızı biraz kaldırın, biraz yavaşlayın sevgili okurlar. Her köşede bir el emeği, her dükkânda bir ustalık hikâyesi saklıdır. Bakmasını ve görmesini bilirseniz; bir koleksiyonerle, bir oyma ustasıyla, bir ressamla göz göze gelirsiniz. İzmir’de sanat yapmak için İzmirli olmaya gerek yoktur; İzmir’i hissetmek yeterlidir. Edip Cansever’in dizelerindeki gibi; "İnsan yaşadığı yere benzer," ve Aydın Bey, İzmir’in o çok sesli, çok renkli ve mağrur yapısına bürünmüştür.
Dünyaca ünlü ressamları herkes tanır. Beş yaşındaki bir çocuğa sorsanız, birkaç isim sayabilir. Oysa asıl mesele, yanı başımızdaki değeri görebilmektir. Büyük isimleri alkışlamak kolaydır; zor olan, henüz keşfedilmemiş bir yeteneğin omzuna el koyabilmektir.
Toplum olarak çoğu zaman önyargının konforuna sığınıyoruz. Tanımadan hüküm veriyor, görmeden kanaat oluşturuyoruz. Oysa insan insana dokunmadan, hâlini hatırını sormadan, hikâyesini dinlemeden onu nasıl anlayabilir ? Her hayat, biraz ilgiyle parlayan bir cevherdir. Bazen bir kişinin tuttuğu ışık, bir başka hayatın yönünü değiştirir.
Sanat yalnızca tuvalde değildir; bakışta, merakta ve vicdandadır. İzmir’in saklı değerlerini bulmak, onlara mercek tutmak bir görev değil belki ama bir gönül borcudur benim için yaşam amacıdır. Çünkü şehirler sadece binalarla değil; o binaların gölgesinde üreten, düşleyen ve direnen insanlarla yaşar.
Aydın Duman gibi ustalar bize şunu hatırlatıyor:
Sanat, imkânsızlıkların içinden filizlenen bir kır çiçeğidir.
Yeter ki biz görmeyi bilelim.
Yeter ki biz, birbirimizin kıymetini zamanında fark edelim.
Aynaya Bakan Tablolar
Sanat bazen bir manzarayı, bazen bir yüzü, bazen de bir hakikati resmeder. Fakat bazı sanatçılar vardır ki tuvale yalnızca boya sürmez; vicdanı da işler. Ressam Aydın Duman, işte tam da bu ince çizgide duran nadide isimlerden biridir.
Onun tablolarında kimi zaman yoksul bir insanın mahzun bakışı belirir. Çünkü o, nereden geldiğini unutmayan bir sanatçıdır. Fakirliği romantize etmez; aksine onu görünür kılar. Unutulanı hatırlatır, görmezden gelineni yüzümüze tutar. Bu yönüyle eserleri yalnızca estetik bir obje değil, ahlaki bir duruşun da çığlığıdır.
Aydın Duman, topluma ayna tutarken aslında kendi iç dünyasını da o aynaya yansıtır. Kendi geçmişini, kendi mücadelesini inkâr etmeden; emeğin, alın terinin ve sabrın kutsallığını resmeder. Bilir ki insan, köklerini inkâr ettiğinde göğe uzanan dalları kurur. O ise köklerinden aldığı can suyuyla üretir.
Geri dönüşüm malzemeleriyle yaptığı tablolar ise başlı başına bir bilinç çağrısıdır. Bu, ekonomik bir tercihin ötesinde, israf kültürüne karşı zarif bir başkaldırıdır. Atılanı yeniden var etmek, değersiz görüleni kıymetli kılmak… Bu yalnızca bir teknik değil, hayatın kendisine dair bir manifestodur. Çaba ve gayrete âşık bir ruhun maddedeki yansımasıdır.
Onun sanatında iki güçlü nehir aynı denize dökülür: Gerçekçilik ve Umut. Fakirliği anlatırken dahi umudun ışığını söndürmez. Çünkü bilir ki en karanlık gecenin bağrından bile şafak sökebilir. Yeter ki insan emeğe, üretmeye ve dönüşmeye inansın.
Sevgili okurlar, bir sanatçıyı yalnızca fırça darbeleriyle değil, niyetinin rengiyle de okumalıyız. Aydın Duman gibi ustalar bize şunu fısıldıyor: Toplumun aynası olmak cesaret ister. Gerçeği göstermek sorumluluk, insanın kendi hikâyesine sadık kalması ise sarsılmaz bir karakter ister.
Belki de bugün ihtiyacımız olan tek şey budur:
Geçmişini unutmayan, emeği yücelten ve hakikati saklamayan dürüst bir bakış.
Zira sanat, en çok dürüst olduğunda ebedîdir.
Ressam ve Sanatçı Aydın Duman Bey'e ilgisinden dolayı teşekkür ederim.
Gazeteci Yazar Araştırmacı
Gezgin Ahmet Nuri Özmut.
Информация по комментариям в разработке